Gül Yetiştiren Adam- Rasim ÖZDENÖREN

0000000228888-1Kurtuluş Savaşı’nda düşmana karşı amansız bir mücadele vermiş, özgürlük ve mukaddesat için savaşmış bir neslin, savaş sonrasında yaşadığı hayal kırıklığını konu alan Gül Yetiştiren Adam geleneksel roman çizgisine uygun bir tematik özellik taşır. Geleneksel romanda; seçilen tema, hikâyenin parçası kılınan motifler ve karakterler yerlidir. Değer yitimini bireysel rol modelleri üzerinden eleştirir. Kendi kültür dünyasına yabancılaşmaya karşı reddiye özelliğini taşır. Dil ve anlatım tarzında mahalli özellikler barındırır. Ana kahramanlar halk hikâyelerindeki bilgeliği ve efsanevi hasletleri kurgu boyunca devam ettirirler. Çoğu defa aksakallı dede, fedakâr anne veya mücadeleci mümin genç olarak karşımıza çıkar. Ahlaki ve erdemli bir yaşamın peşinde bir ömür yaşarlar. Gül Yetiştiren Adam hikâyesi iki karakter üzerinde şekillenir. Gül Yetiştiren Adam ve Sitare…

Savaş sonrası tek parti politikalarının toplumda yarattığı derin acılara karşı ‘duygusal sürgünlüğü’ tercih eden Gül Yetiştiren Adam, yabancılaşan toplumdan kendini izole ederek yaşamaya başlar. Karısı ölmüştür. Elli yıl boyunca kendini evine hapseder, içinde büyüdüğü eski kültürden kopmak istemez. Evinde ibadet ve okuma ile meşgul olur, bahçesinde ‘gül’ yetiştirmeye başlar. Güzel kokulu gülleri yetiştirmesi onu hayata bağlar. Dünyevileşen topluma ve şehre katılmak istememesi bilinçli bir tercihtir. İsimler ve konuşma tarzları yerli ruhunu yitirmiştir. Çünkü sokağa çıkmak amaçsız bir hal almıştır. Eskiden sokağa çıkışınızın bir anlamı vardı ve sizi gören eşe-dosta da makul bir cevabınız. Herkes her yerdedir ve kimse bunu yadırgamamaktadır. Şimdi herkes sokakta lakin kimse niye kalabalılar içinde dolaştığının farkında değildir. Değişimin, toplumu köklerinden uzaklaştırdığını kanaatini taşır. Kılık kıyafet devrimini ve yaşam tarzındaki değişimi gönül kırıklığıyla karşılar. Kültür değişimiyle, toplumun kaybettiğini hatırlamaması Gül Yetiştiren Adam’ı hüzünlendirir. Münzevi yaşamını bir gün torununun ısrarı üzerine terk eder; sabah namazına gider, fötr şapkayı camide görünce yabancılaşmanın vardığı noktaya hayret eder. Cami çıkışında esnafa:  “…İçinizdeki İslâm’ı gösterin. Çünkü İslâm, sizin üzerinizde görünmek ister. İman gizlidir, İslâm açık; İman kalptedir, İslâm zahirde…”(s.133.

Romanın diğer güçlü karakteri Sitare’dir. Sitare, dünyevileşen toplumun karakteristik özelliklerini taşır. Madame Bovary gibi hırslarına ve bitmek tükenmek bilmeyen tüketme arzusuna kapılmıştır. Yaşlı ve zengin bir adamla aşk yaşar. Arkadaş çevresiyle eğlenceden eğlenceye koşturmaktadır. Aile kavramının çözülüşü Sitare üzerinden vurgulanır.

Gül Yetiştiren Adam,  anlatım tekniği, dilinin sadeliği ve duygusal ritmi açısından başarılı bir romandır. Kişileri değişim-dönüşüm yaşamazlar. Romanın başından itibaren tekdüze bir karakter yapısı devam eder. Olay örgüsü oldukça sadedir; ancak çizgisel bir ilerleme şeklinde devam etmez. Bazen geriye dönüşlerle kurguda devinim sağlanır.

Rasim Özdenören’in bu tek romanı bir tez romanıdır. Yabancılaşma, değişim ve dünyevileşme konularına bir perspektif açma çabasındadır. Modernleşme ve şehirleşme meselesine, ahlak felsefesi açısından bir boyut kazandırmak ister. Özenilen, taklit edilen Batılı yaşam tarzının ve değer yargılarının toplumumuzu kültürel kimliğinden kopardığına inanır. Rol modeller üzerinden mesajını vermeye çalışır. Gül romanda bir mecazdır: Hazreti Muhammed(s.a.v)’i temsil eder. Güzel kokular da ona aittir. Peygamber’e ve O’nun dönemine bir selamlama arzusundadır. “Taş devri gibi, tunç devri gibi, insanların bir de gül devri geçirdiklerini düşünüyorum. Nasılsa o devirden kalma birtakım adamlar yaşıyor yeryüzünde. Kim bilir belki ayrı bir kolonileri vardır hâlâ bir yerlerde, orada bu çiçekleri yetiştirip dünyanın her yerine ihraç ediyorlar.”(s.94). Roman hacimce kısa olmasına rağmen yoğun bir anlatıma sahiptir. Defalarca keyifle okunacak bir metindir. Keyifli okumalar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir